Kayıtlar

rüzgar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KIRMIZI UÇURTMA

Resim
                                                     KIRMIZI UÇURTMA Kıpkırmızı rengi, upuzun kuyruğuyla çok ama çok gösterişli bir uçurtmaydı. Yapıldığı malzemenin kalitesi ve usta bir elden çıkan işçiliği daha ilk bakışta belli oluyordu. Kendisine yönelen hayranlık dolu bakışlar nedeniyle tüm bunların farkında olan uçurtma, hep gökyüzünde olup sürekli uçmak istiyordu. Rüzgarı karşısına alıp kuyruğunu savurtarak gökyüzünde süzülmek sözcüklerle anlatılamayacak kadar güzeldi onun için. Yeryüzünü yukarıdan izlemek bambaşka bir duyguydu. Fakat bütün görebildikleri bağlı olduğu ipin uzunluğu kadardı. Zaman içinde bunlardan daha fazlasını görebilmeyi hayal etmeye başladı. Her gökyüzüne havalandığında kendini rüzgârın kucağına bırakır, çok uzaklara uçtuğunu gördüğü düşlere dalardı. Yine bir gün insanın içini coşturan bir bahar havasında uçmay...

Hayal Kutusu : RÜZGAR GÜLÜ

Resim
                                RÜZGÂRGÜLÜ Tüm rafları tıklım tıkış dolu küçük bir kırtasiyenin en gerideki raflarından birinin altına sıkışmış öylece duruyordu. Epeydir gözden kaçtığı üzerindeki tozdan belliydi. Üstelik sapı da kırılmıştı. Ama o güzelim renkleriyle hala insanı neşelendiren, göz alıcı bir hali vardı. Küçük çocuk boyu yetmediği için uzanarak raftan almaya çalıştığı kalemi düşürdü. Yere eğildiğinde ilk temizlikte büyük bir ihtimalle çöpe atılacak rüzgârgülünü gördü. Renkleri çok güzeldi. Satın alıp eve götürmeye karar verdi. Kırık sapını onarıp onu annesinin balkondaki çiçekleri arasına yerleştirecekti. Çocuk kasaya geldiğinde yaşlı kırtasiyeci ondan defter ve kalemin parasını aldı ama rüzgârgülü için para istemedi. Onu çocuğa hediye etmişti. Çocuk akşam babasıyla birlikte ince bir çubuk parçasını dikkatlice rüzgârgülünün kırık sapına bantlad...

Hayal Kutusu : KÜÇÜK SU DAMLASI

Resim
KÜÇÜK SU DAMLASI Küçücük bir su damlasıydı; kocaman bir yağmur bulutunun içinde. Bulut homurdanarak ilerliyordu. Bir yere gelmiş ve “Haydi,” demişti içinde sakladığı damlacıklara, “zaman geldi”. Buluta doluşmuş bir sürü damlacık çığlıklar atarak kendilerini boşluğa bıraktı. Çok eğleniyormuş gibi görünüyorlardı ama nedense bizim küçük damlacık korkmuştu. Aşağıya baktığında başı döndü; “Hayır, hayır! Yapamayacağım” dedi. Sessizce bir köşeye saklandı ve son damla da kendini bırakıncaya kadar ortaya çıkmadı. Epeyce bir süre bulutla yol aldılar. Artık arkadaşlarından çok uzaktaydı. Bulut bembeyaz bir pamuk yığınına dönmüş, güneş çıkınca gökyüzü aydınlanmıştı. Damlacık koca bulutun içinde bir o yana, bir bu yana yuvarlandı. Yan gelip yattı. Sonra biraz hopladı zıpladı. Ama ne yaptıysa kendini oyalayamadı. “ Heeey,” diye seslendi buluta, “ ben çok sıkılıyorum.” Bulut gülümsedi; “ Eeee? Neden yağmadın sen de? Neden arkadaşlarınla atlamadın? Bu sıcak biraz daha devam eder...