Kayıtlar

baba etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

PARKTAKİ AĞAÇ

Resim
                      PARKTAKİ AĞAÇ  Şehrin en eski ama en güzel çocuk parklarından birinde yaşıyordu. Park yapılmaya başlanır başlanmaz çevresi de düzenlenmiş, o ve diğer ağaç arkadaşları tıpkı rengârenk çiçekler gibi bir fide olarak toprağa dikilmişti. O günden bugüne koca bir ağaç olmuş, aylar, mevsimler ve yıllar birbirini kovalarken çok şey görmüş ve yaşamıştı. Bir zamanlar bu parkta oynayan çocukların kimisi anne baba olmuş, şimdi kendi çocuklarını bu parka getiriyorlardı. Yalnızca onlar mı? Bu semtin ve civarın sakinlerinden her yaşta insan parka gelir, güzel çiçeklerin, yeşil ağaçların, kuş cıvıltısı eşliğinde serinliğin tadını çıkarırlardı. Şehirlerdeki parklar oynamak isteyen çocukların, biraz nefeslenmek, biraz dinlenmek isteyen büyüklerin yerleriydi. Çocuklar oyuncaklarda oynarken, kocaman gövdesinden çıkan dallarının o yeşil serinliğine konmuş banklarda sohbet eden büyükleri dinlemeye doyamaz, hep birile...

KIRMIZI UÇURTMA

Resim
                                                     KIRMIZI UÇURTMA Kıpkırmızı rengi, upuzun kuyruğuyla çok ama çok gösterişli bir uçurtmaydı. Yapıldığı malzemenin kalitesi ve usta bir elden çıkan işçiliği daha ilk bakışta belli oluyordu. Kendisine yönelen hayranlık dolu bakışlar nedeniyle tüm bunların farkında olan uçurtma, hep gökyüzünde olup sürekli uçmak istiyordu. Rüzgarı karşısına alıp kuyruğunu savurtarak gökyüzünde süzülmek sözcüklerle anlatılamayacak kadar güzeldi onun için. Yeryüzünü yukarıdan izlemek bambaşka bir duyguydu. Fakat bütün görebildikleri bağlı olduğu ipin uzunluğu kadardı. Zaman içinde bunlardan daha fazlasını görebilmeyi hayal etmeye başladı. Her gökyüzüne havalandığında kendini rüzgârın kucağına bırakır, çok uzaklara uçtuğunu gördüğü düşlere dalardı. Yine bir gün insanın içini coşturan bir bahar havasında uçmay...

Hayal Kutusu: RÜYA

Resim
                      RÜYA  Genç adam masasının üstündeki dosyayı özenle çantasına yerleştirdi. Kendinden emin adımlarla ofisten çıkıp heyecanla beklendiğini bildiği köye gitmek üzere yola koyuldu. Kasaba meydanından bindiği minibüs hoplata zıplata yol alarak kasaba dışına çıktığında derin bir nefes aldı. Bu yeşilliği, yolun iki yanındaki zeytin ağaçlarını, mısır tarlalarını çok ama çok seviyordu. Toprak bereketti. Onun ailesi de çiftçiydi; tıpkı diğer dört kardeşi gibi bu bereketli topraklarda büyümüştü. Minibüsün penceresinden akan güzelim manzara onu çocukluğuna götürdü. Çivit mavisi okul önlüğü, bembeyaz yakası ve babasının şehirden aldığı çantası ile okula gidişini, çok sevdiği öğretmenini, arkadaşlarını, okul kütüphanesinden alıp okuduğu kitapları hatırladı. En çok da yaz tatilinde kitap okurdu. Okul kapanmadan bir liste yapar, o kitapları kütüphaneden alır, özen göstererek okur ve okullar açıldığında kütüphane...

Hayal Kutusu : RÜZGAR GÜLÜ

Resim
                                RÜZGÂRGÜLÜ Tüm rafları tıklım tıkış dolu küçük bir kırtasiyenin en gerideki raflarından birinin altına sıkışmış öylece duruyordu. Epeydir gözden kaçtığı üzerindeki tozdan belliydi. Üstelik sapı da kırılmıştı. Ama o güzelim renkleriyle hala insanı neşelendiren, göz alıcı bir hali vardı. Küçük çocuk boyu yetmediği için uzanarak raftan almaya çalıştığı kalemi düşürdü. Yere eğildiğinde ilk temizlikte büyük bir ihtimalle çöpe atılacak rüzgârgülünü gördü. Renkleri çok güzeldi. Satın alıp eve götürmeye karar verdi. Kırık sapını onarıp onu annesinin balkondaki çiçekleri arasına yerleştirecekti. Çocuk kasaya geldiğinde yaşlı kırtasiyeci ondan defter ve kalemin parasını aldı ama rüzgârgülü için para istemedi. Onu çocuğa hediye etmişti. Çocuk akşam babasıyla birlikte ince bir çubuk parçasını dikkatlice rüzgârgülünün kırık sapına bantlad...

Hayal Kutusu: MUTLU TAHTA PARÇALARI

Resim
MUTLU TAHTA PARÇALARI Çok ama çok uzun yıllar dünyanın farklı bölgelerinde yaşamış, doğanın güzelliklerine güzellik katmışlardı. Hangisinin yaşı bir diğerinden yüz yıl fazla, hangisinin elli yıl eksik bilinmez ama yeryüzündeki ömürlerini tamamlayıp gövdelerinden elde edilmiş birer tahta parçası olarak, onlara da çok yabancı gelen bir atölyenin rafında bulmuşlardı kendilerini. Bu tahta parçaları Abanoz, Ladin, Akçaağaç ve Gül ağacından elde edilmişti. Belki ağaç olarak ömürlerini tamamlamışlardı ama gövdelerinden elde edilen bu parçalar, yaşlı bir ustanın maharetli elleriyle yeni bir hayat bulacak ve daha uzun yıllar yaşayacaklardı.  Yeryüzündeki ömürleri boyunca güneşin altın sarısı ışıklarından, yağmurun inci tanesi damlalarından, rüzgârın kimi zaman hoyrat, kimi zaman ise kadife dokunuşlarından bol bol faydalanmış; onlar da doğaya pek çok katkıda bulunmuşlardı. Öyle ya, ağaçların havayı temizlediğini, toprak kaymasını engellediğini, serinlettiğini, hayvanlara yuva...